Atrial FibrilasyonProf. Dr. Basri Amasyalı Oluşturuldu: 2018-10-31 08:38:12
Görüntü Sayısı: 1194

Atrial Fibrilasyon

Atrial fibrilasyon (AF) en sık gözlenen ritim bozukluklarından biridir. AF'da uyarılar atriumda düzgün bir şekilde yol alacaklarına atrium içinde aynı anda sayısız uyarı dalgası oluşup farklı yönlere hareket eder ve AV düğümden geçmek için birbirleriyle yarışırlar. Bu uyarılar kalbin elektriksel sistemi dışındaki dokulardan kaynaklanır. Bu uyarıların oluşması ile çok hızlı ve organize olmayan bir kalp ritmi oluşur. Atriumdaki uyarı sayısı dakikada 350-600 arasındadır.

Atrial Fibrilasyon

Ancak AV düğüm ventriküle geçen uyarı sayısını sınırlayıcı özelliğe sahiptir. Sonuçta nabız sayısı genellikle dakikada 150’nin altında olmakla beraber şikayete yol açabilecek kadar da hızlı olabilir.

Kzey1r.jpg

Atrial fibrilasyonda atriumlarda dakikada 350-600 civarında uyarı çıkar

(sarı renk ile gösterilen odaklar)

SeqpPo.jpg


Atrial FibrilasyonAtrial fibrilasyon neden tehlikelidir?
Birçok AF’li insan uzun yıllar problemsiz bir hayat sürer. Ancak atriumlar hızlı ve düzensiz kasıldıkları için kan akışı eskisi gibi hızlı olamaz, bu da atriumlar içinde kanın pıhtılaşmasını kolaylaştırır. Eğer bu pıhtı yerinden kopup kalpten dışarı pompalanırsa büyük oranda beyin damarlarını tıkayıp inmeye yol açabilir. Genel populasyonla karşılaştırıldığında AF’li hastalarda inme riski 5 kat daha fazladır. AF‘li hastalardaki pıhtıların yaklaşık yarısı beyine gidip inmeye yol açarken, diğer yarısı ise vücudun diğer organlarına gidip (böbrek, bağırsak, kalp) problemlere yol açabilirler. AF, ek bir kalp hastalığının da olduğu durumlarda kalbin pompalama gücünde yaklaşık %20-30 azalmaya neden olabilir. Bu durum özellikle mitral darlığı gibi kapak hastalığı sonucu gelişen AF'de önemlidir. Çünkü AF gelişimi ile hastaların şikayetleri çok artar. Uzun dönemde yüksek kalp hızı ile beraber olan AF, kalp yetmezliğine neden olabilir.

Atriyal fibrilasyon nedenleri ?
Atrial fibrilasyon (AF) birçok hastalıkla ilişkili olabilir:
• Yüksek kan basıncı (hipertansiyon),
• Koroner arter hastalığı,
• Kalp kapak hastalıkları (özellikle mitral darlığı)
• Tiroid bezi hastalıkları,
• Kalp cerrahisi,
• Kronik akciğer hastalıklar (amfizem, astım vb),
• Kalp yetmezliği,
• Kardiyomiyopati (kalp yetmezliğine yol açan kalp kası hastalığı),
• Konjenital (doğumsal) kalp hastalıkları,
• Pulmoner embolizm (akciğer damarları içinde pıhtı gitmesi),
• Perikardit (kalp dış zarının iltihabı)
AF’li hastaların en az %10’unda altta yatan bir kalp hastalığı saptanamaz. Bu hastalarda AF, alkol veya aşırı kafein kullanımı, stres, bazı ilaçlar, metabolik bozukluklar veya ağır enfeksiyonlar ile ilişkili olabilir. Bazı hastalarda ise hiçbir neden bulunamaz (lone atrial fibrillation).

Atriyal fibrilasyonda şikayetler nelerdir?
• Çarpıntı (sıklıkla olur),
• Enerji kaybı ve yorgunluk,
• Sersemlik hissi, bayılacak gibi olma veya baş dönmesi,
• Göğüste rahatsızlık hissi (ağrı, basınç veya huzursuzluk),
• Nefes darlığı (günlük aktivitelerle hissedilen nefes darlığı)

Atrial fibrilasyon (AF)'nun tedavisinde iki seçenek vardır

• 1) İlaç tedavisi,

• 2) Ablasyon tedavisi


İlaç tedavisi

İlaç tedavisi tedavi amacına göre planlanır. Eğer amaç normal ritmin sağlanması ise antiaritmik ilaçlar kullanılır. Eğer bu hedef sağlanamıyorsa doktorlar kalp hızını yavaşlatmaya çalışırlar. Her iki durumda da hastalarda kalp içinde pıhtı oluşumunu engellemek için antikoagülan adı verilen ilaçlar verilir.
Antiaritmik ilaçlar AF'yi normal ritme çevirmek için verilir. Bunlar; Tambocor (flekainid), Rythmonorm (propafenon), Darob (sotalol), Cordarone (amiodaron) gibi ilaçlardır. Ancak bu ilaçlar ile tedaviye karar verildiğinde ritminizin takip edilmesi için hastanede yatılması gerekebilir.Bu ilaçlarla AF'i normal ritme çevirme şansı yaklaşık %30-60 civarında olup AF süresi uzadıkça başarı şansı azalır.
Kalp hızı kontrolü: digoksin, beta blokerler veya kalsiyum kanal blokerleri ile yapılabilir.
Antikoagülanlar (Kan sulandırıcılar): coumadin, AF’li hastalarda inme riskini %60-80 azaltabilir. Coumadin kullanıldığı zaman etkisinin yeterli olup olmadığını kontrol etmek için düzenli aralıklarla PTZ-INR kontrolü yapılmalıdır. Bazı hastalara aspirin de verilebilir. Aspirin de halk arasında kan sulandırıcı olarak bilinmesine rağmen coumadin'in yerini tutmaz. İkisi farklı mekanizmalarla iş görür.
İlaçların etkili olmadığı durumlarda başka işlemlere ihtiyaç duyulur.


Ablasyon

Ablasyon tedavisi, ilaç tedavisini tahammül edemeyen veya ilaçların normal ritmi idamede başarısız olduğu hastalarda uygulanır. İşlemin amacı AF'ye yol açan odakların "yakma" ya da "dondurma" yöntemi ile elektriksel olarak yok edilmesi olayıdır. İşlem ortalama 1.5 saat sürmektedir. Bu işlemin de başarı şansı büyük oranda işlemin yapıldığı merkeze bağlı olarak %60-80 arasında değişmektedir.


Bu yazı Prof. Dr. Basri Amasyalı tarafından yazıldı ve 1194 kere izlendi.


Yorumlar

Yükleniyor...


İlgili Makaleler